Sözleşmeden Doğan Alacak Nasıl Tahsil Edilir?
Ticari ve bireysel ilişkilerde sözleşmeler, tarafların hak ve borçlarını belirleyen en önemli hukuki belgelerdendir. Hizmet sözleşmesi, satış sözleşmesi, kira sözleşmesi, eser sözleşmesi, danışmanlık sözleşmesi veya ticari tedarik sözleşmesi kapsamında taraflardan biri edimini yerine getirdiği halde diğer taraf ödeme yapmayabilir.
Bu durumda alacaklının yalnızca beklemesi gerekmez. Sözleşmeden doğan alacaklar, somut olayın niteliğine göre icra takibi, alacak davası, ihtiyati haciz, temerrüt faizi ve tazminat talepleriyle hukuki takibe konu edilebilir.
Ancak sözleşmeye dayalı alacaklarda doğru yolun belirlenmesi için sözleşmenin içeriği, ödeme tarihi, borcun muaccel olup olmadığı, temerrüt şartları, fatura ve yazışmalar birlikte değerlendirilmelidir.
Sözleşmeden Doğan Alacak Nedir?
Sözleşmeden doğan alacak, taraflar arasında kurulan hukuki ilişki nedeniyle bir tarafın diğer taraftan para, mal, hizmet bedeli veya başka bir edimi talep etme hakkıdır.
Örneğin bir şirketin sunduğu hizmetin bedelini alamaması, satılan malın bedelinin ödenmemesi, yapılan iş karşılığında hakedişin yatırılmaması, kira bedelinin ödenmemesi veya danışmanlık ücretinin tahsil edilememesi sözleşmeden doğan alacaklara örnek gösterilebilir.
Bu tür alacaklarda temel dayanak, taraflar arasındaki sözleşmedir. Ancak çoğu zaman yalnızca sözleşmenin varlığı yeterli değildir. Alacağın doğduğunu, muaccel hale geldiğini ve borçlunun ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini gösteren delillerin de ortaya konulması gerekir.
Sözleşmeye Dayalı İcra Takibi Yapılabilir mi?
Sözleşmeden doğan alacaklar için icra takibi başlatılması mümkündür. Alacaklı, borçlunun ödeme yapmaması halinde genel haciz yolu ile icra takibi başlatabilir.
Bu takipte borçluya ödeme emri gönderilir. Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren süresi içinde itiraz etmezse takip kesinleşir ve haciz işlemleri gündeme gelebilir.
Ancak borçlu takibe itiraz ederse, alacaklının takibe devam edebilmesi için itirazın kaldırılması veya itirazın iptali yoluna başvurması gerekebilir. Bu nedenle sözleşmeye dayalı icra takibi başlatılmadan önce alacağın belgelerle ispat gücü değerlendirilmelidir.
Sözleşme Varsa Alacak Daha Kolay Tahsil Edilir mi?
Yazılı sözleşme, alacağın ispatı bakımından önemli bir avantaj sağlar. Sözleşmede ödeme tarihi, bedel, hizmetin kapsamı, teslim şartları, faiz, cezai şart ve yetkili mahkeme gibi hükümler açıkça düzenlenmişse, alacak takibi daha güçlü şekilde kurulabilir.
Ancak sözleşmenin varlığı her zaman tek başına yeterli olmayabilir. Özellikle işin yapılıp yapılmadığı, hizmetin teslim edilip edilmediği, faturanın düzenlenip düzenlenmediği, borçlunun itiraz edip etmediği ve taraflar arasındaki yazışmalar önem taşır.
Bu nedenle sözleşmeye dayalı alacaklarda şu belgeler özellikle incelenmelidir:
Sözleşme metni, fatura, irsaliye, teslim tutanağı, hakediş belgeleri, e-posta yazışmaları, WhatsApp görüşmeleri, banka dekontları, cari hesap ekstresi, mutabakat kayıtları ve ihtarname sürece yön veren başlıca delillerdir.
Borçlu Temerrüde Nasıl Düşürülür?
Sözleşmeden doğan alacaklarda temerrüt, borçlunun ödeme borcunu zamanında yerine getirmemesi anlamına gelir. Borçlunun temerrüde düşmesi, özellikle faiz ve tazminat talepleri bakımından önemlidir.
Sözleşmede ödeme günü açıkça belirlenmişse, borç çoğu durumda bu tarihte muaccel hale gelir. Ancak ödeme tarihi açık değilse veya borcun ifası için ayrıca bildirim gerekiyorsa, borçluya ihtarname gönderilmesi gerekebilir.
Bu nedenle sözleşmeden doğan alacaklarda ihtarname, yalnızca bir uyarı metni değildir. Doğru düzenlenmiş bir ihtarname; alacağın talep edildiğini, ödeme için süre verildiğini, borçlunun temerrüde düşürüldüğünü ve sonraki hukuki sürecin başlatılacağını gösteren önemli bir belgedir.
Sözleşmeden Doğan Alacak İçin Dava Açılabilir mi?
Alacaklı, sözleşmeden doğan alacağını tahsil edemiyorsa alacak davası açabilir. Özellikle borçlunun icra takibine itiraz ettiği, alacağın hesaplama gerektirdiği, işin eksik veya ayıplı yapıldığı iddiasının bulunduğu ya da taraflar arasında sözleşmenin yorumu konusunda uyuşmazlık çıktığı durumlarda dava yolu gündeme gelebilir.
Alacak davasında mahkeme, sözleşmenin hükümlerini, tarafların edimlerini, ödeme kayıtlarını, ticari defterleri, faturaları, yazışmaları ve gerekiyorsa bilirkişi incelemesini değerlendirir.
Ticari nitelikteki uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabuluculuk şartı da gündeme gelebilir. Bu nedenle doğrudan dava açılmadan önce uyuşmazlığın niteliği ve dava şartları dikkatle incelenmelidir.
Faiz Talep Edilebilir mi?
Sözleşmeden doğan alacaklarda faiz talep edilmesi mümkündür. Ancak faizin başlangıç tarihi ve uygulanacak faiz türü, somut olaya göre değişir.
Sözleşmede faiz oranı belirlenmiş olabilir. Böyle bir hüküm yoksa, alacağın ticari olup olmadığı, tarafların tacir sıfatı, temerrüt tarihi ve borcun niteliği dikkate alınarak yasal faiz veya ticari faiz gündeme gelebilir.
Bu noktada özellikle temerrüt tarihi önemlidir. Çünkü faiz çoğu durumda borçlunun temerrüde düştüğü tarihten itibaren işler. Bu nedenle alacak takibi başlatılmadan önce ihtar, vade tarihi ve ödeme şartları birlikte değerlendirilmelidir.
İhtiyati Haciz İstenebilir mi?
Sözleşmeden doğan alacaklarda şartları oluşmuşsa ihtiyati haciz talep edilebilir. İhtiyati haciz, borçlunun malvarlığını kaçırmasını veya alacağın tahsilini zorlaştırmasını önlemek için başvurulan etkili bir hukuki yoldur.
Özellikle yüksek bedelli ticari alacaklarda, yalnızca dava veya icra takibi başlatmak yeterli olmayabilir. Borçlunun ödeme gücü, malvarlığı durumu, alacağın belgelerle ispat gücü ve muacceliyet şartları birlikte değerlendirilerek ihtiyati haciz seçeneği ayrıca ele alınmalıdır.
Sözleşmeden Doğan Alacaklarda En Sık Yapılan Hatalar
Sözleşmeye dayalı alacaklarda en sık yapılan hataların başında, hukuki sürecin geciktirilmesi gelir. Alacaklı çoğu zaman borçlunun ödeme yapacağı düşüncesiyle beklemekte, ancak bu süreçte deliller zayıflamakta veya borçlunun malvarlığına ulaşmak zorlaşmaktadır.
Bir diğer hata, sözleşme ve belgeler incelenmeden doğrudan icra takibi başlatılmasıdır. Yanlış takip yolu, eksik faiz talebi, hatalı borçlu gösterilmesi veya dayanaksız alacak kalemleri ileride sürecin uzamasına neden olabilir.
Bu nedenle sözleşmeden doğan alacaklarda ilk aşamada yapılması gereken, tüm belgelerin toplanması ve alacağın hukuki dayanağının netleştirilmesidir.
Sonuç
Sözleşmeden doğan alacakların tahsilinde izlenecek yol, her somut olayda farklılık gösterebilir. Sözleşmenin içeriği, ödeme tarihi, borcun muacceliyeti, temerrüt şartları, deliller, tarafların tacir olup olmadığı ve alacağın miktarı süreci doğrudan etkiler.
Alacaklı bakımından doğru strateji; icra takibi, alacak davası, ihtarname, ihtiyati haciz, faiz ve tazminat taleplerinin birlikte değerlendirilmesiyle belirlenmelidir.
Sözleşmeden doğan alacağınızı tahsil edemiyorsanız, sözleşme hükümlerinin ve hukuki takip yollarının değerlendirilmesi için Kocaçınar Hukuk Bürosu ile iletişime geçerek randevu oluşturabilirsiniz.